<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Menzile Doğru</title>
        <description>islam ve insan</description>
        <link>http://menziledogruu.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 15:55:15 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>yeni adresimize bekleriz</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/yeni-adresimize-bekleriz_20541491.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/yeni-adresimize-bekleriz_20541491.html</guid> 
            <description>&lt;h3&gt;&lt;/h3&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;SELAMUNALEYK&amp;Uuml;M&amp;nbsp;ARKADAŞLAR&amp;nbsp; &lt;p&gt;&lt;b&gt;ARTIK ARADIĞINIZ&amp;nbsp;SOHBETLERİ,HİKAYELERİ,DİNİ PROGRAMLARI&amp;nbsp;VE DAHA FAZLASINI&amp;nbsp;YENİ ADRESİMİZDE BULABİLİRSİNİZ&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;SİTEMİZ YENİ A&amp;Ccedil;ILDIĞI İ&amp;Ccedil;İN SİZLERDEN DESTEK BEKLİYORUZ&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;b&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/b&gt;&lt;a href=&quot;http://www.forumgeneral.net/&quot;&gt;&lt;b&gt;www.forumgeneral.net&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B&amp;Uuml;T&amp;Uuml;N BU &amp;Ccedil;ABALARIMIZ SİZLERE DAHA İYİ HİZMET SUNABİLMEK İ&amp;Ccedil;İNDİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİZLERE DESTEK OLURSANIZ SEVİNİRİZ&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/yeni-adresimize-bekleriz_20541491.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 24 Jul 2008 17:15:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>kıyametimizi bekleyelim</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/kiyametimizi-bekleyelim_13332171.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/kiyametimizi-bekleyelim_13332171.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Bu savaş bir ERGENEKON SAVAŞIDIR!.. Bu savaşın 100'de biri suyun üzerindedir, doksan altısı görünmüyor. Tutuklanan emekli paşa, teşkilatın onuncu dereceden bir unsurudur. Daha yukarıya kimse, hiçbir güç fiske bile vuramaz. Hele bir teşebbüs etsinler...&lt;BR&gt;Aslında bu savaş çoğunluktaki Müslümanlarla, azınlıktaki G.Y.'ler arasındadır.&lt;BR&gt;Hukuk mukuk bahanedir. Asıl konu, Türkiye'ye kimin hakim olacağıdır. Çoğunluğun mu, azınlığın mı?&lt;BR&gt;Bu savaş temiz bir savaş mıdır? Değildir, kirli bir savaştır.&lt;BR&gt;G.Y.'ler kirli de, Müslümanların temsilcileri hepten Zemzemle yıkanmış gibi pak ve tahir midir? Maalesef.&lt;BR&gt;Türkiye'de fırtınalar, kavgalar, çekişmeler, Ergenekon savaşları biter ve ülke düze çıkar mı? Çıkmaz... Her gelen gün geçen günü aratarak, işler bozula bozula menziline doğru gider.&lt;BR&gt;Halk yığınları dönen dolaplardan haberdar mıdır? Hayır.&lt;BR&gt;Müslümanların durumu nasıldır?.. On kadar büyük, yüz kadar orta, binlerce küçük fırkaya, hizbe, cemaate, gruba ayrılmışlar, üniter bir sistem ve hiyerarşileri yok. Başlarında bir İmam veya Emîr yok, kimisi Mersin'e gidiyor, kimisi tersine... Kimisi Dinlerarası Diyalog farzdır diyor, kimisi küfürdür diyor. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor.&lt;BR&gt;Gerçek demokrasi Türkiye'yi kurtarır mı?.. Sadece demokrasi ile iş bitmez. Demokrasi vasıflı bir toplumda işe yarar. Toplum v.. ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/kiyametimizi-bekleyelim_13332171.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 12 Apr 2008 20:44:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ABDULKADİR-İ GEYLANİ HZ. (KS) SOHBETLERİ 4</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/abdulkadir-i-geylani-hz-ks-sohbetleri-4_11663111.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/abdulkadir-i-geylani-hz-ks-sohbetleri-4_11663111.html</guid> 
            <description>Ey Aziz!&lt;BR&gt;Bu dünya hayatı, aldatıcı ve kandırıcı bir seraptan ibarettir. Buna kanmak ve aldanmak saadet alameti sayılır mı?... Elbette sayılmaz... Cenab-ı Hak, bizi ayıktırmak ve bu durumu anlatmak için şöyle buyurdu:&lt;BR&gt;- &quot;Siz. ahiret hayatından geçip dünya hayatına razımı oldunuz?...&quot; (9/38)&lt;BR&gt;Bu ilahî kelamın anlatmak istediği manayı anlamak için, hiç kalb kulağını açmadın mı?... Neden açmazsın ki?... Açmayı düşünmüyor musun?...&lt;BR&gt;Sonra bu aleme dalıp giderken ve kalbine, Hak kelamına karşı perde gererken, şu ilahî kelamın tehdidi seni hiç mi korkutmuyor?... Dinle, ne buyruyor; anlamaya çalış:&lt;BR&gt;- &quot;Bu dünyada ama olan, ahirette dahi ama olur...&quot; (17/72)&lt;BR&gt;Kalb gözünü aç... Hak Taala'nın bizi ayıktırmak için, gönderdiği Ayet i Kerimelerin ışığı altında yolları bulmaya bak. .&lt;BR&gt;- &quot;İnsanların hesap verme zamanı yaklaştı; halbuki onlar gaflette...&quot; (21/1)&lt;BR&gt;Bu Ayet-i Kerimedeki son tehdit seni sarsmıyor mu?... Neden anlattığı manayı anlamaya yanaşmaz oluyorsun...Burası bir ekim yeridir Burada ekilen, orada; yani öbür alemde biçiflecek. Dünyada olduğu gibi, önce ekim işi; biçilmesi sonraya... Ahiret işilerinin bazından örnek al... Allah saklasın; sonra öbür alemde herkes sevap devşilirken, Sen eli boşlardan olursun... Sanırım ki, şu Ayet-i Kerime sana bu mevzuda bireyler anlatmak için yeter:&lt;BR&gt;- &quot;Ahiret ekinini isteyenin işine bereket veririz... Artını dünya ekinini isteyene de veririz; ama ahirette birşey beklemesin... Orada artık nasibi yoktur...&quot; (42/10)&lt;BR&gt;Bu Ayet-i Kerimenin ihtarı sana birşcy hatırlatmıyor mu?...Düşün ki, buradan öbür aleme göndereceğin bir iyilik için, on kattairı yedi yüz kata kadar sevap al acarsın Düşün ve ayık... îyi bilirsen, şu Ayet-i Kerime seni ayıktırmaya yeter... Bak ne buyruluyor;&lt;BR&gt;- &quot;O ki azdı; dünya hayatını tercih etti... Şüphesiz böylesinin yeri cehennem oldu...&quot; (79/38)&lt;BR&gt;Bu zümreden olmak ister misin?... Elbette:&lt;BR&gt;- İstemem...&lt;BR&gt;Diyeceksin... Bu de.. ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/abdulkadir-i-geylani-hz-ks-sohbetleri-4_11663111.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 23 Mar 2008 15:06:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ABDULKADİR-İ GEYLANİ HZ. (KS) SOHBETLERİ 3</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/abdulkadir-i-geylani-hz-ks-sohbetleri-3_11662781.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/abdulkadir-i-geylani-hz-ks-sohbetleri-3_11662781.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Ey Aziz,&lt;BR&gt;Geleceği yakındır o günün... îzzetini korumak bir bakıma sana bağlı... Hatalarını hatırla, düşün ve tedbirli ol... Hazırlığım şimdiden yap... Burayı bırakıp öte aleme gidince, fayda temin edeceğin kimseleri düşünüp kendini yersiz teselliyle avutma... Çünkü orada:- &quot;O günkü dehşet içinde; kişi karısından, anasından, babasından ve çocuklarından kaçar.&quot; (80/34)Ayet-i Kerimesinin verdiği hüküm geçer... Herkes kendi derdine düşer...&lt;BR&gt;- Hani sen bize, dünyada iken sahib olurdun... Korurdun... Burada da yardım etsene...&lt;BR&gt;Gibi, yarı alaylı, yan ciddî sözlere muhatap olmamak için, herkes bir yere saklanmak ister... Kimi elini yüzüne kapatır. Kimi de kaçar... Kaçacak yer de yok... O da bnşka...&lt;BR&gt;Sen insanı, orada kaçmakla kurtulur mu sanırsın? Hayır kurtulamaz... Hesap verecek... Hakirden kıtmire kadar... ipek telinden urganına kadar... inceden ince-ye hesap verecek... Gizlisi ve aşikaresi sot'uincak...&lt;BR&gt;O ne muazzam hesap günüdür... Düşün o günü... Hatta o günün dehşetinden fitre... Çünkü, Allah-ü Teaala o günkü hesabı şöyle anlatır:&lt;BR&gt;- &quot;İster içinizde gizlediğiniz olsun; isterse açığa vurduğunuz... Allah hepsiyle sîzi hesaba çekecek...&quot; (2/284)&lt;BR&gt;Bu Ayet-i Kerimedeki derin manayı anlamaya çalış...&lt;BR&gt;Bu hesaptan ancak, burada imtihanını iyi verenler kurtulacak... însanhğına yarnşır bir şekilde hayatını idame ettirenler kurtulu Onun için sen, boş şeylerle meşgul olma... Öz varlığım koruyacak yollardan yürü...&lt;BR&gt;- &quot;Şunlar var ya, hayvanlar gibidir...&quot; (7/179)&lt;BR&gt;Ayet-i Kerimesiyle anlatılan zümreyo dahil olmayasın; sakın... Bunların avunduğu geçici zevklere dalmaktan kendini koru... Geçici, behimî hislerini tatmin için özünü kirletme... insanlığım yitirme...&lt;BR&gt;Allah-ü Teala'yı daima kendine yakın bil... Daima onun yüce varlığma kendini yakın bilmeye bak... Ve... murakabe halini hiç elden bırakma... Huzura var ve başım onun kuvveti ve kudreti önünde eğ... Düşün ki, Allah-ü Teala:&lt;BR&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/abdulkadir-i-geylani-hz-ks-sohbetleri-3_11662781.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 23 Mar 2008 15:02:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ABDULKADİR-İ GEYLANİ HZ. (KS) SOHBETLERİ 2</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/abdulkadir-i-geylani-hz-ks-sohbetleri-2_11662471.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/abdulkadir-i-geylani-hz-ks-sohbetleri-2_11662471.html</guid> 
            <description>&lt;B&gt;Ey Aziz.&lt;BR&gt;Bu mektup, sana daha başka şeyler anlatacak... Seni amele ve cihada teşvik edecek... Oku, anla ve gereğini yapmaya gayret et...&lt;BR&gt;Talib ol... Günleri boşa geçirme... Daima, aradığın bir şey olsun... Taleb eden mutlaka bulur... Ama, yollanır&lt;BR&gt;Taleb gümüşünü:&lt;BR&gt;- &quot;O kimseler ki, uğrumuzda cihad ederler.&quot; (29/69)&lt;BR&gt;Mealindeki Ayet-i Kerimenin potasında eritmeye bak...&lt;BR&gt;Sanır mısın ki; eline çalışmadan bir şeyler geçer... Ahlakî bir disiplin yolunu tutmadan, aradığını bulmaya nasıl kalkarsın ve nasıl ermeyi düşünürsün...&lt;BR&gt;Talib olacaksın; fakat bu taleb işinde pek fazla ileri de gitmeyeceksin.. Çünkü aşırı talepler çoğu zaman karşılıksız kalır... Bilhassa Hak Teala'yı taleb işinde dikkatli olmalısın... Onun çizdiği hududu aşmaya kalkmayasın... Sonra aradığını bulamayacağın gibi; elde ettiklerini de kaybedersin. Bilhassa zat-ı ilahî için :&lt;BR&gt;- &quot;Allah, zatı için; dikkatinizi çeker...&quot; (3/28)&lt;BR&gt;Buyurulurki; zaL ı ilahi hakkında ulu orta laf etmemeyi ve ona dair fikir serdetmeye girişmemeyi emreder.&lt;BR&gt;îşte talep sınırını burada çizmen gerek... Oraya varmak için yoluna devam et... Fakat ondan sonrası için, bir talebin olmasın... Sadece bekle... Yol açılırsa, yürü... Yoksa, yine bekle... yine bekle... Ama, bu bekleyiş seni usandırmasın...&lt;BR&gt;îçten talebini devam ettirir. Fakat anlatılan şekilde olsun... Öyle olursa talebin halis olur... Taleb gümüşün kendiliğinden erir ve ona;&lt;BR&gt;- &quot;Yollarıızı onlara açarız...&quot; (29/ 69)&lt;BR&gt;Müjdesi gereğince padişahın tuğrası vurulur... Bu tuğra; ancak talebini anlatılan şekilde devam ettirenleredir. Onlara katılmak ve onlar gibi talih olmak ve bu tuğrayı almak ne saadet...&lt;BR&gt;Bu saadete eren talibin talebi kıymet bulur... Dünyalık mallar, onun karşısın-da değersizdir. Onu satacak pazar bulunmaz...&lt;BR&gt;Ancak onun, değeri bulunup satılacağı pazar, şu pazardır:&lt;BR&gt;- &quot;Allah mü'minlerle alış veriş yaptı. Nefislerim aldı... Mallarım aldı... Ve... bu aldıklanna .. ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/abdulkadir-i-geylani-hz-ks-sohbetleri-2_11662471.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 23 Mar 2008 14:58:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ABDULKADİR-İ GEYLANİ HZ. (KS) SOHBETLERİ 1 </title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/abdulkadir-i-geylani-hz-ks-sohbetleri-1_11662331.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/abdulkadir-i-geylani-hz-ks-sohbetleri-1_11662331.html</guid> 
            <description>&lt;B&gt;Ey Aziz,&lt;BR&gt;Cenab-ı Hakkm aziz kıldığı ve birçok ilahî nimetlere erme şerefine nail eylediği kimse...&lt;BR&gt;Bilesin ki...&lt;BR&gt;- &quot;Allah-ü Teala, dilediğine hidayet eder ve zatı nuruna ulaştınr.&quot; (24/35)&lt;BR&gt;Yukandaki cümle bir Ayet-i Kerime mealidir. Bir feyz kaynağıdır. O feyz bulutlarmdan; şahud şimşekleri çaktığı zamanı düşün... Neler olacağım tahmin eyle ve :&lt;BR&gt;- &quot;Allah rahmetim dilediğine tahsis eder.&quot; (3/74)&lt;BR&gt;Mealindeki yüce kelamın yapacağı inayet sayesinde, vuslat rüzgarlarının daima başında döndüğünü de düşün... Anlamaya çalış... Ve neler olabileceğini anlatacağız, dinle...&lt;BR&gt;îşte o zaman; kalb sahasında üns reyhanları kokmaya başlar... Ve o reyhanlar; bir cennet bahçedeki gibi, boylandık-ça boylanır ve etrafa kokular saçmaya başlar... Ve o bahçede :&lt;BR&gt;- &quot;Ey Yusüf'e olan hasretim.&quot; (12/ 84)&lt;BR&gt;Nağmeleri ile şevk bülbülleri ötme-ye başlar... Ve sırlar aleminde; iştiyak şuleleri panidamaya başlar...&lt;BR&gt;Artık efkar kuşları? azamet fezasında kanatlanır... Ve çevikliğin son haddiyle uçmaya başlarlar...&lt;BR&gt;Bunlara marifet hali ve marifet alemi adı verilir... Bu alem uçsuz bucaksız vadilerle doludur. Orada; üstün akla sahip olanlar dahi yolunu bulup, devam edemez... Şaşırır... Sonra orada öyle korkulu haller tecelli eder ki...&lt;BR&gt;Bir bakarsın; yüce bir heybet eli kalkmış; basında bekliyor... Tepene ha indi; ha inecek... Bu manzara karşısında; kavrayışın temelinden sarsılır...&lt;BR&gt;Sonra bakarsın ki, başka bir alem başlamış... Perdelerin ötesinden sesler yükseliyor... Hem de heybetli sesler... Ona kulak mı dayanır ki?... Ve derin manasını sezende yürek mi kalır ki?... Tahayyül et:&lt;BR&gt;- Gerçek manasıyla Allah'ı takdir edemediler...&quot; (6/91)&lt;BR&gt;Mealindeki yüce manaya hangi kulak dayanır? Bu yumuşatılmış mana ya doğrudan doğruya, seni muhatab alsaydı; ne yapardın o zaman?... O anda can vermez miydin?...&lt;BR&gt;Bu mana denizi çok engindir... Orada azimet sefineleri yüzer... îçinde ise; Hak yolcuları... Onlar içi.. ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/abdulkadir-i-geylani-hz-ks-sohbetleri-1_11662331.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 23 Mar 2008 14:57:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ABDULKADİR-İ GEYLANİ HZ. (KS) VASİYETİ</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/abdulkadir-i-geylani-hz-ks-vasiyeti_11662171.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/abdulkadir-i-geylani-hz-ks-vasiyeti_11662171.html</guid> 
            <description>
&lt;B&gt;Oğlu Abdurrezzâk'a şöyle vasiyet eyledi:&lt;/B&gt; 
Ey oğlum! Allahü tealâ bize ve sana ve bütün müslümanlara tevfîk, başarı ve muvaffakiyet ihsân eylesin! Sana Allah'tan korkmanı ve O'na tâat üzere olmanı, dînimizin emir ve yasaklarına riâyet etmeni ve hudûdunu gözetmeni vasiyet ederim. 
&lt;P&gt;Ey oğlum! Allah bize, sana ve müslümanlara tevfîk versin! Bizim bu yolumuz, Kitap ve Sünnet üzere bina edilmiştir. Kalbin selâmeti, el açıklığı, cömertlik, cefâ ve ezâya katlanmak ve din kardeşlerinin kusurlarını affetmek üzere kurulmuştur.&lt;IMG height=150 alt=&quot;ABDULKADİR GEYLANİ HAZRETLERİNİN TÜRBESİ&quot; src=&quot;http://www.menzil.net/kitap_html/sohbetler/geylani.gif&quot; width=203 align=right&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ey oğlum! Sana vasiyet ederim! Derviş yâni Allah adamlarıyla berâber ol. Meşâyıha, tasavvuf büyüklerine hürmeti gözet! Din kardeşlerinle iyi geçin! Küçük ve büyüklere nasîhat üzere ol. Dinden başka şey için kimseye düşmanlık etme!&lt;/P&gt;
 
&lt;P align=left&gt;&lt;BR&gt;Ey oğlum! Allah bize ve sana tevfîk versin! Fakirliğin hakîkati, senin gibi olana muhtaç olmaman, zenginliğin hakîkati ise, senin gibi olandan bir şey istememendir. Tasavvuf hâldir, söz değildir, söz ile de ele geçmez. Dervişlerden, Allah'tan başkasına ihtiyaç duymayan birisini görürsen, ona ilim ile değil, rıfk, yumuşaklık, güler yüz ve tatlı söz ile muâmele eyle! Zîrâ ilim onu ürkütür, rıfk, yumuşaklık ise çeker ve yaklaştırır.&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;Ey oğlum! Zenginlerle sohbetin, görüşmen izzet ile, onlara değer vermeyerek, fakirlerle örüşmen ise, kendine değer vermiyerek olsun.&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;İhlâs üzere ol! İhlâs, insanların görmesini hâtıra getirmeyip, yaradanın dâimâ gördüğünü unutmamaktır. Sebeplerde Allah&amp;#8217;a dil uzatma. Her hâlde Allah&amp;#8217;dan gelene râzı ve sükûn üzere ol. Allah adamlarının huzûrunda şu üç sıfat üzere bulun: Alcak gönüllülük, iyi geçinmek ve.. ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/abdulkadir-i-geylani-hz-ks-vasiyeti_11662171.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 23 Mar 2008 14:56:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Abdulkadir Geylani Hz.lerinden Öğütler</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/abdulkadir-geylani-hz-lerinden-ogutler_11661991.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/abdulkadir-geylani-hz-lerinden-ogutler_11661991.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Sakın yaptığın işlerde ve bulduğun manevi halde kendi gücünü görmeyesin. Bu hal kişiyi azdırır ve YARATAN&amp;#8217;ın rahmet nazarından uzak kılar. Sakın sözünü dinletme ve kabul ettirme hevesine de kapılmayasın. Önce temeli at sonra üzerine binayı çık. Kalbini derin kaz ki oradan hikmet pınarları fışkırsın, sonra ihlas ve iyi işlerle o binayı yükselt. Bu işlerden sonra halkı o köşke davet et.&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;***&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;Başkasında bulunan bir hatayı defetmek istersen nefsinle yapma, imanınla yap. Kötülükleri ancak İMAN yıkar. Bu durumda RABB&amp;#8217;in sana işlerinde yardımcı olur. O kötülüğü yok etmek için arkadaş olur, O kötülüğü ezer ortadan kaldırır. Eğer bir kötülüğü nefsin için, halkın seni tanıması için ortadan kaldırmaya niyet edersen rezil olursun. Her işte HAKK&amp;#8217;ın rızası aranmalıdır.&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;***&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;İSLAM gömleğin yırtık, İMAN elbisen pis, kalbin cahil, için kederle dolu. Gönlün İSLAMİYET&amp;#8217;e açık değil. İç alemin harap, dışın mamur, bütün sayfaların günah karası. Sevdiğin ve arzuladığın yalnızca dünya.&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;Kabir kapısı açık ve ahiret sana doğru gelmekte. En kısa zamanda aklını başına topla, yalnız dünya azığı toplamaktan vazgeç de ahiret azığını toplamakta acele et...&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;Sabırlı kulların bu dünyada çektiği cefa, Yüce Allah&amp;#8217;ın (C.C) gözünden kaçmaz. Siz bir an olsun O&amp;#8217;nun uğruna sabır yolunu tutun, yıllarca ecrini alırsınız. Ömrü boyunca &amp;#8220;Kahraman&amp;#8221; lakâbıyla gezen, onu bir anlık cesareti sonunda kazanmıştır.&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;***&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;Ey evlad, önce nefsine öğüt ver, onu yola getir, sonra da başkalarını... Senin henüz ıslaha muhtaç hallerin var, bunu sen de biliyorsun. Bunu bildiğin halde başkalarının islâhı ile uğraşma yolunda nasıl başarılı olabilirsin? Gözlerin bir adım öteyi görmüyorken körleri neyle yola getirme sevdasındasın?&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;***&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;Size gereken, Yüce Yaratanı sevmek ve O.. ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/abdulkadir-geylani-hz-lerinden-ogutler_11661991.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 23 Mar 2008 14:48:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Mevlid Kandili   19 Mart 2008 -  Kandiliniz Mübarek olsun</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/mevlid-kandili-19-mart-2008-kandiliniz-mubarek-olsun_11331331.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/mevlid-kandili-19-mart-2008-kandiliniz-mubarek-olsun_11331331.html</guid> 
            <description>&lt;H1 class=title&gt;Mevlit kandili&lt;/H1&gt;


&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Doğumu âlemlere nur, huzur ve sürür getiren Peygamberimiz Hazret-i Muhammed'in mevlid kandilini, önümüzdeki . günü bir defa daha idrâkle müşerref olacağız.&lt;BR&gt;Mevlid, Resûlullah Efendimizin doğum günü ve dünyaya geldiği tarih demektir.&lt;BR&gt;O dünyaya gelmezden önce küre-i arzı küf ur bulutlan kaplamış, zulüm ve her çeşit dalâlet hüküm sürmekteydi.&lt;BR&gt;Mukaddes Mekke şehrinde, putları Allah'a eş tutanlar çöreklen&amp;shy;miş, Kabe'nin içi, dışı ve etrafı irili ufaklı putlarla doldurulmuştu.&lt;BR&gt;îman mefkûd, vicdan mecruh, zulüm memduh, edeb makdûh, ırz ve namus çak çak olmuştu. En şerefli varlık olması gereken insan, ah&amp;shy;lâksızlığın envâını islemedeydi.&lt;BR&gt;Sırtlanı geçmişti beşer yırtıcılıkta, Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi.&lt;BR&gt;insanoğlunun fikri mefluç idi. Ne mabudu bilen kalmış, ne ma* Dede gelen vardı.&lt;BR&gt;Bu feci durumda kıvranan insanlık âlemi, imdadına koşacak kurtarıcıyı beklemekteydi.&lt;BR&gt;O halaskar; Hazret-i Âdem'in heybetini, Hazret-i Nuh'un bilini-ni, Hazret-i Byyûb'un sabrını, Hazret-i İbrahim'in teslimiyetini, Haz&amp;shy;ret-i ismail'in itaatini, Hazret-i Yusuf'un güzelliğini, Hazret-i Musa'&amp;shy;nın yed-i beyzâsını, Hazret-i isa'nın ruhlara hayat iksiri gibi nüfuz eden nefesini kendinde toplayan ekmelü'r-Rusül olmalıydı.&lt;BR&gt;Allah'ın lütfü, beşeriyyete bir defa daha erişmiş, insanlığın çilesi dolmuş ve Hazret-i Muhammed'in doğumu yaklaşmıştı.&lt;BR&gt;On aort asır evvel yine bir böyle geceydi, Kumdan ayın ondurdu bir öksüz çıkıverdi&lt;BR&gt;Resullerin serdârı bulunan Hazret-i Muhaınmed; Mekke-i Müker-reme'de Rebiulevvel ayının on ikisine raslayan bir pazartesi günü dünyaya şerefler kazandırdı. Henüz tanyeri ağarmadan, Mekke ufuk&amp;shy;larında doğan şems-i Muhammedi ile bütün cihan aydınlandı.&lt;BR&gt;Zerre-i nurundan eyler Arş-ı azim iktibas, Mâ h-ı rahşân-ı saadet doğduğu şebtir bu şeb.&lt;BR&gt;Rebiulevvel ayı, R.. ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/mevlid-kandili-19-mart-2008-kandiliniz-mubarek-olsun_11331331.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 19 Mar 2008 17:40:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>FAKİR VE KÖR</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/fakir-ve-kor_10634901.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/fakir-ve-kor_10634901.html</guid> 
            <description>
&lt;H4&gt;&lt;B&gt;FAKİR VE KÖR&lt;/B&gt;&lt;/H4&gt;
&lt;H3&gt;&lt;/H3&gt;

&lt;P&gt;Kibirli ve zengin birisi kapısına gelen bir fakire bir şey vermediği gibi, onu hem paylar hem de kapıyı yüzüne kapatır.. Zavallı fakir içlenir; bir tarafa çekilir ve oturur, ağlamaya başlar.. Bir kör, onun ağlamalarını duyar. Kalkar yanına gelir, niçin böyle üzgün olduğunu, ağladığını sorar. &lt;/P&gt;

&lt;P&gt;Fakir olanı biteni anlatır. &lt;/P&gt;

&lt;P&gt;Kör, teselli&amp;nbsp; vererek, üzülmemesini, kendi evine gelmesini, evinde kalmasını, ekmeğini çorbasını kendisiyle paylaşmasını ister ve ısrarda eder.&amp;nbsp; Fakir onun içtenliği ve ısrarı karşısında kabul eder, onunla gider. &lt;/P&gt;

&lt;P&gt;Kör ona karşı&amp;nbsp; çok güzel bir konukseverlik gösterir. Fakirin, hem karnı doyar hem de gönlü hoş olur. Gönlü öyle hoş olur ki, o hoşnutluk içinde: &lt;BR&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;- Sen bana evini açtın, sen bana gönlünü açtın, Kadir Mevlamda senin gözünü açsın, diye dua eder. &lt;/P&gt;

&lt;P&gt;Gece olur, körde bir gariplenir bir gariplenirki, o gariplik içersinde gözünden birkaç damla yaş damlar, gözleri.. ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/fakir-ve-kor_10634901.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 10 Mar 2008 16:47:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Fatih'in halkını imtihanı</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/fatih-in-halkini-imtihani_10634831.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/fatih-in-halkini-imtihani_10634831.html</guid> 
            <description>&lt;H2&gt;&lt;A name=fatih&gt;&lt;/A&gt;FATİHİN HALKINI İMTİHANI&lt;/H2&gt;

Hazreti Fatih Sultan Mehmet istanbul'u fethetme plânları yapıyordu. Daha henüz 21 yaşında bulunan hükümdar, İstanbul'un fethine girişmeden önce, halkını imtihan etmek istemişti. Sabahın erken saatlerinde tebdili kıyafet ederek, Osmanlı'nın başşehri olan Edirne'de çarşıya çıktı.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&lt;BR&gt;Çarşının bir tarafından girip, alış veriş yapmaya başladı. Birinci dükkâna varıp birşey aldı. İkinci bir şey istediğinde dükkân sahibi vermedi. Fatih'i tanımıyordu dükkân sahibi. Fatih Hazretleri mal olduğu halde neden vermediğini sordu. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Adam: &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;-Ben sana bir şey satmakla sabah siftahımı yapmış oldum, ikinci alacağını da karşıdaki dükkândan al. Çünkü o henüz siftah etmemiştir, dedi. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Fatih memnun olmuştu. Öbürüne vardı, bir miktar mal aldı... İkincisini istediğinde o da vermeyip komşu dükkâna gönderdi. Böylece Hazreti Fatih koca çarşıyı baştan sona kadar dolaştı... Hepsinde aynı mukabele ile karşılaşmıştı. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Aldıkları erzakı, medresede ilim tahsil eden talebelere gönderdi, kendisi de saraya gelip Allah'a şükür secdesine kapandı ve şöyle dedi: &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8212; Ya Rabbi sana hamdolsun... Bana böyle birbirini düşünen millet ihsan ettin. Ben bu milletimle değil Bizans'ı, dünyayı bile fethederim, dedi ve istanbul'un Fetih planlarını hazırlamaya başladı. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;51 gün süren muhasaradan sonra Bizans, Akşemseddin Hazretlerinin de bizzat iştirakiyle fetholunmuştu. İstanbul fetholunduktan sonra, Osmanlı imparatorluğunun merkezi Edirne'den İstanbul'a taşındı... ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/fatih-in-halkini-imtihani_10634831.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 10 Mar 2008 16:46:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İstanbul'un manevi fethi</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/istanbul-un-manevi-fethi_10634741.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/istanbul-un-manevi-fethi_10634741.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A name=manevi&gt;&lt;/A&gt;İSTANBUL'UN MÂNEVÎ FÂTİHİ&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;A href=&quot;http://www.biriz.biz/evliyalar/ea1418.htm&quot;&gt;Ubeydullah-ı Ahrâr&lt;/A&gt;'ın torunu Hâce Muhammed Kâsım'dan şöyle nakledilmiştir: &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&quot;Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri, bir gün öğleden sonra, âniden atının hazırlanmasını istedi. Atı hazırlanınca, binip Semerkant'tan süratle çıktı. Talebelerinden bir kısmı da ona tâbi olup, tâkib ettiler. Biraz yol aldıktan sonra Semerkant'ın dışında bir yerde talebelerine; &lt;BR&gt;&quot;Siz burada durunuz!&quot; buyurdu.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sonra atını Abbâs Sahrâsı denilen sahrâya doğru sürdü. Talebeleri arasında Mevlânâ Şeyh adıyla tanınmış bir talebesi, bir müddet daha peşinden gidip tâkib etmişti. Bu talebesi şöyle anlattı: &lt;BR&gt;&quot;Hâce Ubeydullah-ıAhrâr hazretleri ile sahrâya vardığımızda, atını sağa sola sürmeye başladı. Sonra birdenbire gözden kayboldu.&quot;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ubeydullah-ı Ahrâr daha sonra evine döndüğünde, talebeleri nereye ve niçin gittiğini sorduklarında; &lt;BR&gt;&quot;Türk Sultânı Sultan Muhammed Hân (Fâtih), kâfirlerle harbediyordu. Benden yardım istedi. Ona yardım etmeye gittim. Allahü teâlânın izniyle gâlib geldi. Zafer kazanıldı&quot; buyurdu.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bu hâdiseyi nakleden ve Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin torunu olan Hâce Muhammed Kâsım, babası Hâce Abdülhâdî'nin şöyle anlattığını nakletmiştir:&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&quot;Bilâd-ı Rûm'a (Anadolu'ya) gittiğimde, Sultan Muhammed Fâtih Hânın oğlu Sultan Bâyezîd Hân, bana, babam Ubeydullah-ıAhrâr'ın şeklini ve şemâilini târif etti ve; &lt;BR&gt;&quot;O zâtın beyaz bir atı var mıydı?&quot; diye sordu. Ben de târif ettiği bu zâtın, babam Ubeydullah-ı Ahrâr olduğunu ve beyâz bir atının olup, bâzan ona bindiğini söyledim. Bunun üzerine Sultan Bâyezîd Hân, bana şöyle anlattı: &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Babam Sultan Muhammed Fâtih Hân bana şunları dedi: &lt;BR&gt;&quot;İstanbul'u fethetmek üzere savaştığım sırada, harbin en şiddetli bir ânın.. ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/istanbul-un-manevi-fethi_10634741.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 10 Mar 2008 16:44:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>tabutumdan tuğlayı çıkartın</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/tabutumdan-tuglayi-cikartin_10634611.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/tabutumdan-tuglayi-cikartin_10634611.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A name=tabut&gt;&lt;/A&gt;TABUTUMDAN TUĞLAYI ÇIKARIN&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Şâh-ı A'lâ Şeyh Abdüsselâm'ın vefâtından, iki seneden fazlaca bir zaman geçmişti ki, talebelerinden ve aynı zamanda sultânın yakın adamlarından olan Mesmât Revşenâhî ismindeki bir zât, mübârek hocasının kabrini tâmir etmek, kabrin üzerine güzel bir türbe yapmak istedi. Fetihpûr şehrinden kırmızı taş getirtti. İnşâata başlandı.&lt;BR&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;İşin başında bulunan mühendis gece rüyâsında, Şeyh'in, kabrinin üstünde ayakta durduğunu ve; &lt;BR&gt;-Siz benim kabrimi kazarken, tabutumun tahtasına bir tuğla parçası düştü. Tahtayı kırdı ve sol dizimin üzerine geldi. Hemen o tuğla parçasını tabutumdan çıkarın, alın. Tahtayı düzeltin ve sonra inşâata devâm edin&quot; buyurduğunu gördü. &lt;BR&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Sabah olunca o mühendis, Mesmât'ın yanına geldi ve rüyâsını anlattı. Mesmât; &lt;BR&gt;-Hazret-i Şeyh'in buyurduğunu yapın, dedi. Öyle yaptılar. İleri gelenler, şehrin büyükleri, o zâtın talebeleri ve o zâtın büyüklüğüne inananların huzûrunda kabri açtılar. Gerçekten tabutun tahtasının sol taraftan kırılmış olduğunu ve bir tuğla parçasının içine düştüğünü gördüler. Düşen tuğla parçasını almak için tabutu açtılar. Bir de ne görsünler. Bütün bedeni sağlam ve nûrlu, sîmâsı ise hayattaki kadar canlı ve tâze olarak duruyor. Hayretler içinde kaldılar. Rüyâda olduklarını sandılar. Mesmât, hocasının mübârek bedenine gülsuyu ve anber sürdü. Hazır olanlar Fâtiha okudular. Sonra kırılmış tabutu tâmir ettiler ve türbenin yapımına başladılar. Güzel bir türb.. ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/tabutumdan-tuglayi-cikartin_10634611.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 10 Mar 2008 16:43:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Hz. Peygamberin mektubu ve bizans kralı</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/hz-peygamberin-mektubu-ve-bizans-krali_10634471.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/hz-peygamberin-mektubu-ve-bizans-krali_10634471.html</guid> 
            <description>&lt;B&gt;HZ. PEYGAMBER'İN MEKTUBU ve BİZANS KRALI&lt;/B&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; 
&lt;P&gt;Dıhyetü'l-Kelbî r.a. anlatıyor: &lt;BR&gt;Hz. Peygamber s.a.v., beni bir mektupla Bizans Kayseri'ne gönderdi. Hükümdarın yanına vardım. Mektubu verdim. Yanında yüzü kırmızı, gözleri mavi, saçları kıvırcık bir de yeğeni vardı. &lt;BR&gt;Mektup, 'Allah'ın Rasulü Muhammed'den, Rumların sahibi Herakliyus'a' diye başlıyordu. Yeğeni bu sözler üzerine derin bir nefes aldı ve 'bu mektup okunmamalıdır' dedi. Kayser bunun sebebini sordu. Yeğeni: 'Bu mektubu yazan önce kendi ismini anıyor ve senin için de Rum'un sahibi diyor, kral tabirini kullanmıyor.' dedi. Hükümdar, 'mutlaka onu okuyacaksın' dedi. &lt;BR&gt;Mektup okunduğu zaman, oradakiler Kayser'in yanından çıktılar. Huzura ben alındım. Kayser, onların dinî işlerini düzenleyen piskoposu çağırdı. Diğerleri onu mektuptan haberdar etmişlerdi. Bunu Kayser'in kendisi de söyledi ve mektubu ona okuttu. Piskopos ona şunları söyledi: &lt;BR&gt;- İşte bu Muhammed'dir. O beklediğimiz peygamberdir ki, İsa onun geleceğini bizlere müjdelemişti. Kayser piskoposa: &lt;BR&gt;- Peki, bana ne tavsiye edersin? dedi. Piskopos: &lt;BR&gt;- Ben onu tasdik ediyor ve ona tabi oluyorum, dedi. Kayser ona: &lt;BR&gt;- Şayet ben bunu yapacak olursam krallığımdan olurum, dedi. &lt;BR&gt;Sonra biz Kayser'in yanından çıktık. Kayser, o sırada yanında misafir olan Ebu Süfyan'ı çağırttı ve: &lt;BR&gt;- Sizin memleketinizde ortaya çıkan bu kişi necidir? diye sordu. Ebu Süfyan: &lt;BR&gt;- O bir gençtir, dedi. &lt;BR&gt;- Onun soyu-sopu nasıldır? &lt;BR&gt;- Hepimizinkinden üstündür. &lt;BR&gt;- Bu peygamberliğin alametlerindendir. Peki onun yaşantısı nasıldır? &lt;BR&gt;- Yalan söylediği görülmemiştir. &lt;BR&gt;- Bu da peygamberlik alametlerindendir. &lt;BR&gt;Kayser, Ebu Süfyan'a yine sordu: &lt;BR&gt;- Acaba ark.. ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/hz-peygamberin-mektubu-ve-bizans-krali_10634471.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 10 Mar 2008 16:40:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Dua aynı dua ama okuyan ağız</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/dua-ayni-dua-ama-okuyan-agiz_10634261.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/dua-ayni-dua-ama-okuyan-agiz_10634261.html</guid> 
            <description>&lt;B&gt;&lt;A name=ama&gt;&lt;/A&gt;DUÂ AYNI DUÂ, AMA OKUYAN AĞIZ...&lt;/B&gt; 
&lt;P&gt;Muhyiddîn-i Arabî (kuddise sırruh) hazretlerinden: &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Fakirin biri, bir ağaç dibinde gölgelenmekte olan Hz. Ali (r.a.)'ye gelir, ihtiyaçlarını arz eder: &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;- Çoluk-çocuk sıkıntı içindeyim, ne olur bana biraz yardımda bulunun, der. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Hz. Ali (r.a.) hemen yerden bir avuç kum alır, üzerine okumaya başlar. Sonra da avucunu açar ki, kum tanecikleri altın külçeleri hâline gelmiş... &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;- Al, der fakire. İhtiyacını karşıla! &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Fakirin gözleri yerlerinden fırlayacak gibi olur: &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;- Allah aşkına söyle yâ Emîre'l-mü'minîn! Ne okudun da kum tanecikleri altın oluverdi? der. Hz. Ali (r.a.) anlatır: &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;- Kur'ân-ı Kerîm, Fâtiha sûresine gizlenmiştir. Bende Kur'an-ı Kerîm'i okudum, yani Fâtiha sûresini okudum bu kumlara... &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bunu öğrenen fakir durur mu? O da bir avuç kum alır ve başlar okumaya. Okur, okur, okur... Ama kumlarda bir değişiklik yoktur. Altın filan olmuyor, aynen duruyor.tekrar gelir ve İmam Ali kerremallâhü vechehû hazretlerine: &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;- Ben de okudum, ama birşey değişmiyor; kumlar altın olmuyor, der. Emîrü'l- Mü'mînin Hz. Ali (r.a.) boynunu büker, mahcup bir edâ ile cevap verir: &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;- Ne yapayım, der. Duâ aynı duâ; ama, okuyan ağız aynı değildi.. ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/dua-ayni-dua-ama-okuyan-agiz_10634261.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 10 Mar 2008 16:38:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Dua için rica</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/dua-icin-rica_10634101.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/dua-icin-rica_10634101.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A name=rica&gt;&lt;/A&gt;&lt;STRONG&gt;DUA İÇİN RİCA&lt;/STRONG&gt; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bir şahıs, heyecan ve ıstırapla, İmam Sadık (a.s)ın&amp;nbsp; huzuruna gelerek:&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;BR&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;- Ne olursunuz efendim, Allah'a bana daha fazla rızık vermesi için dua da bulunun, çünkü çok yoksulum, dedi. &lt;BR&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;İmam:&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&lt;BR&gt;-Hayır, asla dua edemem buyurdu. &lt;BR&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;-Niçin edemezsiniz efendim? &lt;BR&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;-Zira Allah bu iş için bir yol tayin etmiştir; rızk peşinden koşun ve onu elde edin diye de emir buyurmuştur. Halbuki sen evinde oturup, dua etmek suretiyle, rızkın senin peşinden gelmesini istiyorsun. &lt;BR&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/dua-icin-rica_10634101.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 10 Mar 2008 16:37:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Şeytan yarıncıdır</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/seytan-yarincidir_10633961.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/seytan-yarincidir_10633961.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;NE ZAMAN HAYRA YARAR birşeyler yapmaya girişsek, önümüzde &amp;#8216;küçük&amp;#8217; bir engel beliriverir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hayırlı bir işe başlamaya mı niyetlendik, o engel yüzünden, teşebbüsümüz daha başlamadan akim kalır. Zira, içimizde bir &amp;#8216;yarın&amp;#8217;cı saklıdır. Rabbimizin rızasına uygun bir işe niyetlenir niyetlenmez, bu &amp;#8216;yarın&amp;#8217;cı, bizi erteleme kuyularında boğdurur.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Herkes, kendi ömründe ve de gündelik hayatında, bu &amp;#8216;yarın&amp;#8217;cının bir dizi icraatını sanırım bir çırpıda sayabilir. Kaç hayırlı fiil &amp;#8216;yarın&amp;#8217;a ertelendiği için yaşanmamış; kaç hak söz &amp;#8216;yarın&amp;#8217;a saklandığı için hiçbir zaman söylenmemiştir, kimbilir?&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Nefsin hoşuna giden işlerde &amp;#8216;hemen şimdi&amp;#8217;ci olan şeytan, hakikat ve hayr karşısında, hep &amp;#8216;yarın&amp;#8217;cı olmuştur. &quot;Sonra yaparsın.&quot; &quot;Yarın başlasan da olur.&quot; &quot;Bir gün muhakkak.&quot; &quot;İlerde ben de düşünüyorum.&quot;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hayatımıza şöyle bir baksak, bu &amp;#8216;az sonra&amp;#8217;ların, &amp;#8216;yarın&amp;#8217;ların, &amp;#8216;ileride&amp;#8217;lerin faturasının hayli kabarık olduğunu görmemiz zor olmayacaktır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Şeytanın, &amp;#8216;az sonra&amp;#8217; kalkıp kılmak üzere bizi edadan alıkoyduğu sabah namazlarının sayısı acaba yüzlerle mi, binlerle mi ifade edilebilir?&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8216;Az sonra&amp;#8217; kılayım derken alelacele &amp;#8216;son dakika&amp;#8217;ya sığıştırılan sair namazların sayısı acaba kaç bini bulur?&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Namazla ilgili ertelemeler, şeytanın hayır ve hak karşısındaki &amp;#8216;yarın&amp;#8217;cılığının bir örneği yalnızca... Kulluğun şanına yakışan sair görev, fiil ve haller de hesaba katılınca, şeytanın &amp;#8216;yarın&amp;#8217;a erteleyerek bizi hepten alıkoyduğu hayır ve hak sayısı, herhalde milyonları bulacaktır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bu ertelemenin sonuçlarını yalnız kendi dünyamızda da görmüyoruz. Ubudiyet görevlerini &amp;#8216;yarın&amp;#8217; yapacak olan; ama o &amp;#8216;yarın&amp;#8217; gelmeden bu dünyadan göçen ne çok insan var!&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Çokları, üç gün sonra yaşıyor olacağının garantisi olmadığı halde, ub.. ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/seytan-yarincidir_10633961.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 10 Mar 2008 16:34:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Adalet ve tevazu</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/adalet-ve-tevazu_10633841.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/adalet-ve-tevazu_10633841.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Emevi halifelerinin büyüğü Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, devlet başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı. Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı. Bunlardan birini kendi özel işleriyle ilgili notları yazarken kullanır, öbürünü ise devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Halife, birden fazla gömleği olmayan, varlıksız biriydi. </description>
            <pubDate>Mon, 10 Mar 2008 16:33:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>insanın kalbinde Allah'tan başka bir şey bulunmaması ne demektir</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/insanin-kalbinde-allah-tan-baska-bir-sey-bulunmamasi-ne-demektir_10633721.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/insanin-kalbinde-allah-tan-baska-bir-sey-bulunmamasi-ne-demektir_10633721.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Kur'an insanın kalbinde Allah'tan başka bir şey bulunmaması gerektiğini belirtir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;O halde Kur'an insanı , Allah dışındaki şeylere karşı zahit (önemsemeyen,küçük gören ) olacaktır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ama bu onları büsbütün kaldırıp atmak manasına gelmez.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bir gemicinin, suyu geminin içine doldurmaması onu lüzumsuz ilan etmesini gerektirmez. Geminin yüzmesi için lüzumlu olan su,geminin içine doldurulduğu anda batırabilir.Hüner bu denge noktasını iyi yakalamaktadır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Gemi Kalptir,Allah'ın dışındaki herşey ise SU'dur.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Başarı suyu kabul etmekle birlikte,onu geminin dışında tutmaya bağlıdır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Müslümanların uzak durması gereken DÜNYA ; '' adi ve sefil arzular bütünü '' demektir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hz.Ali Dünya'yı tanımlarken ; '' Dünya , seni Allah'tan alıkoyan şeydir '' diyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Mevlana ise Dünya'yı şöyle tanımlıyor ; '' Dünya, HAK'tan gafil olmaktır ; kumaş,kadın,çocuk vb. değildir ''&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;400 Soruda İslam - Ruhsal ve Fikirsel Hayat&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/insanin-kalbinde-allah-tan-baska-bir-sey-bulunmamasi-ne-demektir_10633721.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 10 Mar 2008 16:31:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Adalet</title>
            <link>http://menziledogruu.blogcu.com/adalet_10633571.html</link>
            <guid>http://menziledogruu.blogcu.com/adalet_10633571.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;İstanbul'un fethinden sonra Hazreti Fatih bütün mahkumları serbest bırakmıştı. Fakat bu mahkumların içinden iki papaz zindandan çıkmak istemediklerini söyleyerek dışarı çıkmadılar. Papazlar Bizans imparatorunun halka yaptığı zülüm ve işkence karşısında ona adalet tavsiye ettikleri için hapse atılmışlardı. Onlar da bir daha hapisten çıkmamaya yemin etmişlerdi. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Durum Hazreti Fatih'e bildirildi. O, asker göndererek, papazları huzuruna davet etti. Papazlar hapisten niçin çıkmak istemediklerini Hazreti Fatih'e de anlattılar. Fatih o dünyaya kahreden iki papaza şöyle hitap etti: &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;- Sizlere şöyle bir teklifim var: Sizler İslam adaletinin tatbik edildiği memleketimi geziniz, müslüman hakimlerin ve müslüman halkımın davalarını dinleyiniz. Bizde de sizdeki gibi adaletsizlik ve zulüm görürseniz, hemen gelip bana bildiriniz ve sizler de evvelki kararınız gereğince uzlete çekilerek hâlâ küsmekte haklı olduğunu isbat ediniz. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Hazreti Fatih'in bu teklifi papazlar için çok cazip gelmişti. Hemen Padişahtan aldıkları tezkere ile İslam beldelerine seyahate çıktılar. İlk vardıkları yerlerden biri Bursa idi... Bursa'da şöyle bir hadiseyle karşılaştılar: &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bir Müslüman bir yahudiden bir at satın almış, fakat hiçbir kusuru yok diye satılan at hasta imiş. Müslümanın ahırına gelen atın hasta olduğu daha ilk akşamdan anlaşılmış. Müslüman sabırsızlıkla sabahın olmasını beklemiş, sabah olunca da erkenden atını alıp kadının yolunu tutmuş. Fakat olacak ya, o saatte de kadı henüz dairesine gelmemiş olduğundan bir müddet bekledikten sonra adam kadının gelmeyeceğine hükmederek atını alıp ahırına götürmüş. Atını alıp götürmüş ama at d.. ( &lt;a href=&quot;http://menziledogruu.blogcu.com/adalet_10633571.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 10 Mar 2008 16:22:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://menziledogruu.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>